SON DAKİKA
“Mesele İdlib değil, Türkiye’nin kuşatılması!”
09 Eylül 2018 - Pazar 00:07
Misafir Yazar

Astana Süreci ülkeleri, bugün İran’da toplanıyor...

Bütün dünya nefesini tuttu, İdlib’in vurulmasını bekliyor!

Ürpertici bir durum bu: 3 milyon civarında sivilin adeta üst üste yaşadığı İdlib, dünyanın en büyük toplama kampına dönüşmüş durumda!

Böyle bir yerin vurulması, buradaki sivillerin çapraz ateş altında kalması, Suriye’deki en büyük insanî trajedilerden birinin yaşanması anlamına gelebilir.

YA YENİ BİR DÜNYA KURULACAK YA DA “KIYAMET”!

Dünya, büyük bir belirsizlikler çağının eşiğinden geçiyor...

Çok değil, 50 yıl içinde, bambaşka bir dünyayla karşı kaşıya kalacağız: Ya yeni bir dünya kurulacak ya da “kıyamet”... -Allah muhafaza!

Batı uygarlığı, felsefî olarak bir asır önce tükendi.

İnsanlığa verebileceği bir şey yok: O yüzden, bütün medeniyetlerin, çöküş sürecinde yaşadıkları şeyi yaşıyor: Gücünü kontrol edemiyor, yakıp yıkıyor: Barbarlaşıyor... Jean Baudrillard, bu süreci, yeni-barbarlık Çağı’nın gelişi olarak tarif etmişti.

Batı uygarlığının felsefî olarak tükenmesi, varlığını ve küre üzerindeki zorba hegemonyasını barbarca yöntemlere, işgallere, katliamlara, kaoslardan güç devşirme ilkelliğine soyunmasını sağlıyor.

Bu sistem çökecek ama dünyayı da büyük felâketlerin eşiğine sürükleyecek...

BÖLGENİN KADERİ DE, DÜNYA BARIŞININ TESİSİ DE TÜRKİYE’YE BAĞLI

Neler olabilir ve biz Türkiye olarak neler yapabiliriz, peki?

Kapitalist küresel sistemin dönüştüremediği tek kaynak İslâm.

Müslümanlar da, her şeye rağmen, bütün zaaflarına rağmen teslim bayrağı çekmediler.

Bölgenin kaderi de, küresel sistemin kaderi de Türkiye’ye bağlı.

Türkiye, medeniyet iddialarını sahiplenecek bir güce ulaşırsa, bölgenin tarihi silbaştan yeniden yazılır, küresel sistemin kaderi de bütünüyle değişir.

O yüzden eğer iyi hazırlanabilirsek, her alanda yeni bir medeniyet fikrinin tohumlarını ekecek atılımlar yapabilirsek, önümüzdeki 20-25 yıllık süreçte, bölgenin geleceğini belirleyecek kilit aktörlerleden biri, 50 yıllık süreçte de bölgenin geleceğini belirleyecek en önemli aktör konumuna yükselebiliriz.

STRATEJİK ZEKÂ ŞART!

Bizim gelişimiz, İslâm dünyasının da gelişi anlamına gelecek ve toparlanmasını sağlayacaktır.

İşte o zaman Müslümanlar, yeniden tarihe girmeye, tarihi şekillendirecek bir konuma ulaşmaya başlayacaklar.

Tabii bunun olabilmesi için, önümüzdeki yarım asırlık süreçte Türkiye’nin toparlanması ve İslâm dünyasını da toparlayabilecek bir güce ulaşması şart.

Suriye meselesinde de, Irak meselesinde de, dolayısıyla YPG-PKK meselesinde de bizi ilgilendiren en kritik sorun, Türkiye’nin köşeye sıkıştırılması tehlikesi.

Astana Süreci’ne rağmen ABD ile Rusya’nın bölgede ortaklaşa hareket ettiklerini düşünüyorum.

Amaç, zamana yayarak her biri Rusların, Amerikalıların, muhtemelen İranlıların kontrolüne verilmesi düşünülen kantonlardan oluşan güdümlü Kürt devletçiklerinin kurulması, Türkiye’nin başını ağrıtacak bir çıbanbaşının ihdas edilmesi, böylelikle Türkiye’nin kalıcı olarak kuşatılması,

Sonuçta, Türkiye’nin, bölgenin kaderini şekillendirecek bir konuma ulaşmasının önüne mayınlı bir duvar örülmesi.

Yüzyıl sonra kurtlar sofrası kuruldu yeniden. Masada bu kez Türkiye’nin kuşatılması ve durdurulması meselesi var. Mesele Suriye’nin parçalanması meselesi değildir. Mesele Türkiye’nin, başını ağrıtacak, enerjisini su gibi harcayacak, dolayısıyla, son kertede, gelişini önlemeye yol açacak, kuşatılmasını sağlayacak kanton devletçikler icat edilmesidir.

O yüzden Türkiye’nin stratejik zekâyla hareket etmesi, tuzakları görerek püskürtmesi gerekiyor.

Bunun için de hem stratejik seçeneklerimizi ve ittifaklarımızı çoğaltmak hem de rakiplerin birbirleriyle uğraşmasını sağlayacak stratejiler geliştirtmek zorundayız.

Yusuf KAPLAN

Yeni Şafak

Yorumunuz
İsminiz:


Yorumunuz:
Okuyucu Yorumları
Yazarın Diğer Yazıları